“Ayrılık varken ne söylenebilir ayrılık hakkında. Sevdim ve sevildimden başka diyecek bir şey yok. O zaman niye bu kadar üzücü, neden bu kadar can yakıyor, cevabı bulması zor.” —Ezgi Alkan’dan:
“Ayrılık varken ne söylenebilir ayrılık hakkında. Sevdim ve sevildimden başka diyecek bir şey yok. O zaman niye bu kadar üzücü, neden bu kadar can yakıyor, cevabı bulması zor.” —Ezgi Alkan’dan:
“Düşünmenin, konuşmanın, yazmanın ve hatta küsüp hiç konuşmamanın bile sebebi bu değil mi, yalnızlığı aşmak.” —Ezgi Alkan’dan:
“Ölümü kabul ediyorum, kendime söylediğim şey bu. Hiçbir isyanım, öfkem yok. Sadece üzgünüm. Olur olmadık anlarda gelen gözyaşları haricinde, yok, tam da onlarla, yas tutmak iyi bir şey.” —Ezgi Alkan’dan:
“Baktım: Okur açısından ses ya da yazı değildi önemli olan, bir rol model, bir rehber bulmaktı. Yazara övgüydü. Çok daha insani bir yere vardım bakınca. Ama asıl soru şu: Hangi okur?” —Ezgi Alkan’dan:
“Yazar […] Ne anlattığı hikâyenin içinde ne de şimdi bizimle. O iki zaman arasındaki boşluğun tam ortasında. Bana sorarsanız kadınca bir yerde ve özgür.”
—Ezgi Alkan’dan: Rachel Cusk’a Teşekkür https://manifold.press/rachel-cusk-a-tesekkur
“[D]ergilerime özel köşeler, kitaplarıma tematik raflar oluşturmak zamana karşı ve benliğime yönelik somut bir başarı hissi uyandırıyor içimde. Biriktirip duruyorum.”
—Ezgi Alkan’dan:
“[Kocakarı kelimesinin] TDK tanımına baktım, mecaz anlamları arasında ‘aksi-suratsız-geçimsiz yaşlı bir kadın gibi olmak’ yazıyor. Harika!”
—Ezgi Alkan’dan:
https://manifold.press/benim-huysuz-ve-fantastik-arkadaslarim
Alasdair Gray’in serbest, komik ama öte yandan hüzünlü bir Frankenstein yorumlaması yaptığı, Yorgos Lanthimos’un da yine aynı isimle beyaz perdeye uyarladığı Zavallılar kitabı üzerine Ezgi Alkan’dan:
https://manifold.press/zavallilar
#manifold #EzgiAlkan #AlasdairGray #ManifoldPress
Heyecanlı şeyler, sohbet edebilmek, Jim Haynes, Paperback Bookshop, Meeting Jim, tanışıklıklar ve merhaba diyebilmek üzerine Ezgi Alkan’dan:
“‘Yaptıklarına şiirsel diyorlar. Bence doğru. Şairlerin yaptığı da bu değil mi, dili yırtıp, koparıp, türetip ucube bir şey yapmak. Ama yaratmak. Mutlaka dokunmak’ diyorum ona. Ahmet kabul etmiyor.” —Ezgi Alkan’dan.