Pontos’un Hüzünlü Ruhu
Ey Pontos’un yaralı, gözü yaşlı halkı, yeter artık…
bu kadar eğme başını toprağa.
Acın tuzdan, denizden, zamandan eski;
ama sen… sen o tuzun içinden doğmuş bir ateştin.
Unutma 353.000 canı…
her biri bir anne ninnisiydi, bir çocuk kahkahasıydı.
Yanan köylerin dumanı hala genzinde,
susturulan dilin kelimeleri boğazında düğümlü,
sürgüne düşen ataların ayak izleri hala teninde yanıyor.
Unutma onları…
çünkü unutursan köklerin solar,
sen solar, ben solarım.
Ama artık… ağlama, yalvarırım.
Gözyaşlarınla vatanı değil,
sadece toprağı suluyorsun.
O toprak zaten yeterince ağladı,
yeterince kan kustu.
Kalk artık…
tarih gözyaşlarıyla değil,
ayağa kalkan yüreklerle yazılır.
Düşmedin sen.
Yıkılmadın.
Sana zincir vurdular,
seni denize, dağa, yabancı topraklara sürdüler…
ama ruhunu öldüremediler.
O ruh hâlâ yaşıyor — bende, sende,
her “Palikar” deyişinde,
her “Kemençe” nağmesinde.
Kalk, Pontos’un evladı…
sesin dağları titretecek kadar yüksek olsun,
kalbin denizin dibine değecek kadar derin.
Artık saklanma.
Kimliğin korkunun gölgesinde küçülmesin.
Sen bir halksın —
korkuya sığmayacak kadar büyük bir halk.
Geçmişin zincir değil,
elinde tuttuğun keskin bir kılıçtır artık.
Onu sıkı tut…
ama bırak seni ezmesin.
Onunla yaralarını sar,
onunla geleceğe yürü.
Hatırla…
ve ağlayarak değil,
gözlerin dolu dolu,
yüreğin dimdik,
ileriye yürü.
Hatırla ki yaşayasın.
Ve yaşa ki…
bir gün çocuklarımıza
“Biz düşmedik” diyebilesin.
Tamer Çilingir

Pontos’un Hüzünlü Ruhu
Pontos’un Hüzünlü RuhuEy Pontos’un yaralı, gözü yaşlı halkı, yeter artık…bu kadar eğme başını toprağa.Acın tuzdan, denizden, zamandan eski;ama sen… sen o tuzun içinden doğmuş bir ateştin. Unutma 353.000 canı…her biri bir anne ninnisiydi, bir çocuk kahkahasıydı.Yanan köylerin dumanı hala genzinde,susturulan dilin kelimeleri boğazında düğümlü,sürgüne düşen ataların ayak izleri hala teninde yanıyor. Unutma onları…çünkü unutursan köklerin...