'Türkiye'nin Kıbrıs'a savaş uçağı göndermesi işgalin bir parçasıdır'

İZMİR - Kıbrıs Yeşiller Partisi Siyasi Büro Üyesi Oz Karahan, ABD-İsrail, İran savaşıyla Türkiye'nin bölgeye savaş uçakları gönderdiğini hatırlatarak, "Türkiye'nin buraya savaş uçakları göndermesi işgalin bir parçası olarak görmek gerekiyor" dedi.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı saldırılar, çevre ülkelere de etkisini sürdürerek, devam ediyor. İran'dan atıldığı iddia edilen füze ve İnsansız Hava Araçları (İHA) Azerbaycan, Kıbrıs ve Türkiye gibi ülkelere de ya isabet etti ya da savunma sistemleri tarafından durduruldu. Kıbrıs'taki Akrotiri (Ağrotur) Hava Üssü'ne de isabet eden bir dron sonrası önce Yunanistan "Kimon" ve "Psara" adlı 2 firkateyn ile 4 adet F-16 savaş uçağını Kıbrıs'a gönderdi. 9 Mart'ta ise Türkiye adanın kuzeyine 6 tane F-16 gönderdi.

İngiliz üssüne isabet eden dron sonrasında ise adada üslerin varlığı yeniden tartışma konusu oldu. Saldırı, İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın ABD'ye İngiltere üslerini kullanma izni verdiğini açıklamasından sonra yaşanmasına tepki gösteren Kıbrıslılar, İngiliz üslerinin kapatılması için sokaklara döküldü.

Adada İngiltere ve Türkiye varlığını, savaşın Kıbrıs'a yansımasını Mezopotamya Ajansı'na (MA) değerlendiren Kıbrıs Yeşiller Partisi Siyasi Büro Üyesi Oz Karahan, ABD-İsrail'in saldırılarının İran'ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine karşı haksız bir saldırı olduğunu belirterek, Kıbrıslıların bunu hoş karşılamadığını belirtti. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını elde ettiğinden itibaren kolonyal kalıntılarla uğraştığını kaydeden Karahan, "Kıbrıs bağımsızlığını, Kıbrıslı Savaşçıların Millî Örgütü (EOKA)'nın verdiği gerilla savaşıyla elde etti. İngiltere Kıbrıs'ın bağımsızlığını kabul ederken birçok yerde yaptığı gibi şart öne koydu. Adanın yüzde 3'ünü egemenliğiyle kendine alarak bu bağımsızlığı tanıdı. Burası sadece bir üs değil, aynı zamanda burada yapılacak bütün hareketlerin Kıbrıs Cumhuriyeti'ne danışmadan ya da izin almadan yapabilme hakkı oluyor. 1960'da kahramanlarımız bunu kabul etmek zorunda kaldılar. Çünkü bunu değiştirebileceklerini tahmin ettiler. Cumhurbaşkanı Makarios bunu değiştirmek istediği zaman 1974 Türk işgali gerçekleşti. Türk işgalinin gerçekleşmesinin en büyük nedenlerinden birisi Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Bağlantısızlar Hareketi içinde yer alması, İngiliz üsleri ile birlikte Makarios'un kendi deyimiyle Yunan ve Türk askerinin adadan çıkarılması için verdiği mücadeleydi. Kıbrıs'taki İngiliz üslerinden ötürü bize de yansımaları oldu. Ortadoğu'da yaşanan tüm gelişmelerin Kıbrıs'a yansıması oluyor" ifadelerini kullandı.

'İNGİLİZ ÜSLERİNİN KAPATILMASINI İSTİYORUZ'

Kıbrıs'la aynı durumda olan Mauritius'un 2019'da İngiltere'ye karşı açtığı davayı kazandığını anımsatan Karahan, Mauritius'a bağlı Chagos Adası'nda bulunan üsteki tek yetkili olma durumunun Uluslararası Adalet Divanı kararıyla İngiltere'den alındığını aktardı. Verilen kararda bu anlaşmanın geçerli olmadığı, anlaşmanın kolonyal bir zorlamayla yapıldığının vurgulandığını kaydeden Karahan, "Birleşmiş Milletler'in self determinasyon (halkların kaderini tayin hakkı) ve kolonyalizmin sonlandırılması ile ilgili kararlarına göre, halk o toprakların tamamında hak sahibi olmalıdır. Bu şartlar göz önünde bulundurulduğunda Mauritius haklı bulundu ve İngiltere tekrar anlaşma yapmak zorunda kaldı ve egemenlik hakkı İngilizlerden alınarak Mauritius'a verildi. Bu son saldırı sonrasında da İngiliz üsleri tekrar gündem oldu. Çünkü Kıbrıs'ın içinde yer almak istemediği çatışmalara adadaki yabancı üslerin de girmemesi gerekiyor. Kıbrıslılar bu üslerin tamamen kapatılmasını istiyor. Çünkü Kıbrıs tarihinin en şanlı sayfası İngilizlere karşı verilmiş mücadeledir. Sokaklarımıza İngilizler tarafından öldürülen kahramanlarımızın adları verilmiş. Her köşe başımız İngilizler tarafından şehit edilen gerillalarımızın heykelleriyle süslü. Bu bizim tarihimizin altın sayfası. Doğal olarak hem sağ, hem sol partilerin ortak söylemi, İngiliz üslerinin tamamen adadan çekilmesi. Çünkü bu bizim, kahramanlarımıza karşı görevimiz. Bunu isterken Kıbrıs'ın Mauritius olmadığının da farkındayız. Çok stratejik bir noktada. Uluslararası Adalet Divanı ya da mahkemelerin vereceği kararlarla İngiliz üslerinin buradan gideceğini düşünmek naiflik olur. Bu noktada biz, uluslararası toplumundan destek bekliyoruz. Ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünün korunması adına bunu istiyoruz. Çünkü Kıbrıs 5 tane NATO devletinin kullandığı bir ada ve bunun iki tanesi Kıbrıs adasının yüzde 40'ını işgal ediyor" ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE'NİN VARLIĞI İŞGAL HAMLESİ'

Yunanistan'ın savaş gemileri ve uçakları göndermesinin toplumun bir kısmını memnun ettiğini belirten Karahan, toplumun büyük bir kısmının ise "52 yıl geç kalındı" dediğini aktardı. Türkiye'nin gönderdiği uçaklarının ise işgalin bir devamı olduğunu kaydeden Karahan, "Biz Türkiye'nin işgal sebebiyle 40 bin askerinin bulunduğu üslerin sık bir şekilde F-16'lar tarafından kullanıldığı bir adayız. Türkiye 2020'de Geçitkale Havalimanını dron ve F-16 havalimanı olarak kullanacağını ilan ederek, F-16'larını buraya getirmişti. Türkiye'nin buraya savaş uçakları göndermesi işgalin bir parçası olarak görmek gerekiyor. Ama ne yazık ki işgal bölgesinde Türkiye'nin aparatı olmuş siyasi elit in 'Türk uçakları aynı zamanda Kıbrıslı Rumların güvenliği için de geldi' diye pervasızca açıklamalar yapabilecek noktaya geliyor. Türkiye bu süreci kullanarak sanki İngiliz üslerinin Kıbrıs'taki varlığının Kıbrıslıların iradesiyle olduğu gibi bir algı yaratmaya çalışıyor. Bu üslerin varlığı Türkiye'nin de imzaladığı Kuruluş Bildirgesi sayesinde var. Biz, buna karşı mücadelemizi veriyoruz. Yunanistan'ın gelmesi farklı bir noktada. Onlarla birlikte AB'nin diğer ülkelerinden de savaş gemileri geldi. Kıbrıs'a bu saldırı olduğu zaman Kıbrıs 'Biz AB toprağıyız bu ve AB'den destek gelmesi lazım' denilince bu gemiler geldi. Bu gemiler Kıbrıslılar için gelmiş gemiler değil. Bu gemilerin bir şey yapacağı da yok. Zaten İran'ın Kıbrıs'a karşı bir hareketi söz konusu değil. İran'dan geldiği iddia edilen dronla ilgili farklı senaryolar var. İngiltere'yi savaşa çekmek için İsrail tarafından gönderildiği söyleniyor. İngiltere Dışişleri Bakanı 'İran'dan gelmediği kesin' dedi. Bir kısım insan bunun Lübnan'dan geldiğini, bir kısım insan da İsrail'den geldiğini düşünüyor. Biz Lübnan'dan değil, İsrail'den geldiğini düşünüyoruz. Çünkü İran'dan gelseydi, İngiltere bunu davul-zurna ile ilan edecekti. İran dron konusu olduğu zaman buradaki elçiliği üzerinden açıklama yaparak, Kıbrıs halkıyla İran halkının dostluğunun baki olduğuna dair bir açıklama yaptı. Ama buradaki ana nokta İngiliz üslerinin varlığı" diye konuştu.

ENERJİNİN ÖNEMİ

İran'a yönelik saldırının en büyük sebeplerinden birinin de enerji olduğunu dile getiren Karahan, "Kıbrıs enerji ve ticaret yollarının tam merkezinden geçiyor. Doğu Akdeniz'de haritaların şekillenmesinin en büyük sebebi bu enerji yollarıdır. Bütün bu hareketliliğin sebebini de buna bağlıyoruz. En önemli savunduğumuz şey Kıbrıs'ın egemenliği ve deniz dahil olmak üzere egemenlik çizgilerinin korunması. Bu noktada da Kıbrıslıların ve Kıbrıs devletinin yaptığı çalışmalar faydalıysa destekliyoruz. İçinde bulunduğumuz çok kutuplu dünyada bu süreçler eskisi kadar sakin geçmiyor. Çok büyük bir diplomasi ve hukuk mücadelesi verilmesi gerekiyor. Kıbrıs'ın etrafına baktığımızda Türkiye, İsrail, Mısır, Libya Kıbrıs'ın komşuları. Bu ateş hattı içerisinde Kıbrıs'ta kendi başına mücadele vermeye çalışan bir ülke durumunda. Biz, bu mücadelenin bölge halkları için en faydalı şekilde sonuçlanması için kavgamızı veriyoruz. Kıbrıs son yaşananların istemeyerek içinde oldu. Savunma endüstrisi güçlü bir ülke değil. Bu tip mücadelelerin içinde yer alacak bir ülke değil. Küçük ve orta büyüklükteki ülkelerin iki tane seçeneği var. Birincisi diploması ikincisi hukuk. Bu ikisini doğru şekilde kullanabilecek politikalar ürettiği zaman başarıya ulaşabilir. Etrafımızda İsrail gibi savaş yaratan bir ülke söz konusu. Bu yaratılan bütün çatışmalarda Kıbrıs kendini ateşin içinde buluyor. Bu toplumda bir korku yaratıyor" şeklinde konuştu.

'DİPLOMASİDEN MEMNUN DEĞİLİZ'

"Kıbrıs hükümetin yaptığı diplomasiden memnun değiliz" diyen Karahan, "Çünkü çok kutuplu bir dünyanın diplomasi süreçlerine uygun olmayan bir yol izliyor. Yönünü daha çok AB ve batıya doğru dönmüş durumda. Bu Kıbrıs'ın tarihi boyunca yapmamış olduğu bir şey, Kıbrıs tarihi boyunca yönünü her zaman doğuya ve anti-kolonyal mücadele vermiş devletlere dönmüş bir ülkeydi. Şu an ki yapılması gereken diplomasi stratejisinin tersini yaptığını düşünüyoruz. Çünkü çok kutuplu dünyada ne kadar dostunuz varsa ve dünyanın neresinden dostunuz varsa o kadar güçlüsünüzdür. Bu stratejinin değişmesi için mücadelemizi veriyoruz. Bu çok zor bir varoluş mücadelesi. Kıbrıs'ın bu mücadelesi hiçbir zaman bitmedi. Biz de uyanık olup, hayatta kalacağız ve Kıbrıs'ı özgürleştireceğiz. Kıbrıs'ın yabancı askerlerden arınmadığı müddetçe hem Kıbrıs'ı hem de bölge devletlerini tehlikeye atmakta. Bu noktada da küçük ve orta ölçekli devletlerin uluslararası dayanışma halk diplomasisini kurmamız gerekiyor" diye belirtti.

MA / Tolga Güney

https://mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/305725

'Türkiye'nin Kıbrıs'a savaş uçağı göndermesi işgalin bir parçasıdır'

Kıbrıs Yeşiller Partisi Siyasi Büro Üyesi Oz Karahan, ABD-İsrail, İran savaşıyla Türkiye'nin bölgeye savaş uçakları gönderdiğini hatırlatarak, "Türkiye'nin buraya savaş uçakları göndermesi işgalin bir parçası olarak görmek gerekiyor" dedi.