t@me® 🧭

11 Followers
9 Following
744 Posts
Bu hesap;
Ağırlıklı olarak TEOLOJİ ve ilintili paylaşımlar içerir.
Araştırma ve düşüncelerimin kendime olan notlarıdır.✍️
🧠
Bilmek yerine inanmayı tercih eden insanlara uygun değildir.⚠️

Tarihteki en ilginç karakterlerden biri de İdris peygamberdir.

Yazı, terzilik dahil tüm medeniyet çoğu millete göre onunla başlar.

Öyle ki ders ve medrese kelimelerinin kökü dahi İdris’ten gelir. (DRS)

Antik Mısır’da Thoth, Zerdüşlükte Huşeng, Hristiyanlıkta Enoch, Romalılarda Merkür,
Tanah’ta Hanok, Antik Yunan’da Hermes, Kuran’da 2 ayette İdris diye geçen kişi aslında Sümer tanrısı Enki’dir.

Masonluk da dahil çoğu gizli örgütün doktorini hermes üzerinedir.

Kur'an'a göre ölmeden önce cennete alınmıştır.

Antik Mısır’da Cebrail, Osiris olarak şifrelenmişti.

Mısırda çözülen yazıtlara göre Osiris Troth’un rüyasına girip vahiy getirmiştir.

Babil veya Mısırda doğmuştur.

Buruni’ye göre de Hermes İdris’tir ve bazı grupların da Buda’yı Hermes olarak kabul ettiğini söyler.

365 yıl yaşadığı hemen her kültürde geçer.

Hatta ismi çok olan bu kişi öyle alimdir ki, Anunakilerle görüştüğü söylenir.

Prof. Dr.Gönül Tekin;
- Enki ve İdris peygamber aynı kişidir.
- Enki ve İdris’in yaptıkları aynıdır.
- Tatlı su ve akan su tanrısıdır, Urfa’daki Balıklı Göl de onunla alakalıdır.

Kalemimi elimde tuttugum süirece, ne yazacağım, nasıl yazacağım, nasıl yaşayacağım benim elimde.

6 Mayıs 1972
(…)

Mustafa Kemal sağ olsaydı bugün çok şaşırırdı.
İddianame baştan beri sırf kelle istemek maksadıyla hazırlanmıştır.
Şeklen de hukuk mantığından mahrumdur.
Hukuki kıymet ve değerden mahrumdur.
21 yılın hesabını 21 gençten sormak maksadıyla ve suçluların telaşı içerisinde hazırlanmış bir iddianamedir.

Ben şunu iddia ediyorum ki, hareketimiz tamamen Anayasal bir harekettir.

Anayasa'nın başlangıç ilkesinde belirtilen ulusun zulme karşı direnme hakkını kullandık.
Bu sebeple Anayasal bir davranışta bulunduk.
Yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum.
Hâlen de bu inancı taşıyorum.
Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim.
Ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik.
Bundan dolayı da ölümden korkmuyoruz.
Onu ancak işbirlikçiler düşünsün.
Ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün.

Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.

~ Deniz Gezmiş

#denizgezmiş
#6mayis1972
#ucfidanucyurek

“Din adamlarının ne kadar çok yalan söylediklerini herkes bilir.
Onların ağızlarından çıkanla benim bağırsağımdan çıkan arasında çok fark yoktur…”

Asur Kralı II. Sargon
(M.Ö. 722 - 705)

Dine dayalı yönetim biçimlerine TEOKRASİ denir.
Tüm Teokrasiler karanlıktır.
Çünkü tüm kutsal metinler belirsizlikler, çelişkiler içerirler.
Bir metnin, kutsal metin olmasının ön şartı, belirsiz, çelişkili, tutarsız olmasıdır.
Güç sahipleri, kutsal metinleri, kendi çıkarlarına göre yorumlarlar ve kitleleri kutsal metinlerle ezerler.
Bu yüzden dinler karanlıktır, güncel tehlike olması ve henüz ehlileştirilmemiş olmasından dolayı İslâm zifiri karanlıktır.
İslâm'ın bünyesi ehlileştirmeye de, modernleştirmeye de kapalıdır.
Bu sebeple İslâm'ın ılımlısı yaşamaz, radikalliğe geçişinin ilk aşamasıdır.
Kutsal kitaplar, yazıldığı dönemin ve bölgenin ahlâki değerlerini içerirler.
Modern adalet, saygı-sevgi, ahlâk değerlerinden yoksundurlar.
Kılı kırk yarsan da, İslâm'da kadın-erkek eşitliği, köleliğin yasaklığı, savaş esiri kadınlarla (evli bile olsalar) sex'in yasaklığını bulamazsın.!
7.yy. Arabistan ahlâk anlayışına göre, kadın-erkek eşit değildir, kölellik serbesttir, savaş esiri kadınlarla sex normaldir.
Ahlâk da gelişir, modernleşir ama Kutsal kitaplar, bunu da kaçırırlar.
Dinler ahlâkın kökeni değildir..

Yağma, bir toplumdaki bir grup kişi için bir yaşam biçimi haline geldiğinde, bunlar zamanla kendileri için bunu onaylayan bir hukuk sistemi ve onu yücelten ahlâk kuralları yaparlar.

~Claude-Frédéric Bastiat

5 tür bilgi vardır;

🔸Ölçülebilir bilgi kaynakları
- Deney (fizik)
- Akıl yürütme (mantık)

🔹Ölçülemez bilgi kaynakları
- Sezgi (bilinçaltı)
- Dedikodu (alıntı)
- Metafizik (gizem)

🚩Gelişmiş toplumu 'ölçülebilir bilgi' yönetir, gelişmemiş toplumları 'ölçülemez bilgi' yönetir.

Gah şarka, cenuba gah garba veya her tarafa saldıra saldıra Türk Milletini, Allah için, peygamber için, topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak, Allah’a mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular.

Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler, his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadetin öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaat ve temin eden dini akide ve dini his millet uyandığı zaman onun şu acı hakikatı görmesine mani olmadı.

Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatına kavuşmak telkin eden din hissi, dünyanın acısı duyuların tokatıyla, derhal Türk Milleti’nin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti..

Türk vicdani umumisi, derhal yüzlerce asırlık kudret ve küşayişle, büyük heyecanlarla çarpıyordu.

Ne oldu..?
Türk’ün milli hissi, artık ocağında ateşlenmişti, artık Türk cenneti değil, eski hakiki büyük Türk cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu.

İşte, dinin, din hissinin, Türk milliyetinde bıraktığı hatıra.

~~~
Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk toplumunun İslâm dini ile nasıl afyonlandığını, harika bir şekilde dile getirdiği yazı.
Yapmak istediği icraatlerden biri de Türk halkının Arap bataklığına düşmüş bu yozlaşmış zihniyetinden kurtarmaktı.

2/2

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN MEDENİ BİLGİLER KİTABINDAN,

Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk Milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

Türk'ler Arap’ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi.
Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türk’lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi...
Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi.

Çünkü, Muhammed’in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu.
Bu arap fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasr etmeğe mecburdular.

Bununla beraber, Allah’a kendi lisanında değil, Allah’ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı.
Arapça öğrenmedikçe, Allah’a ne dediğini bilmeyecekti.

Bu vaziyyet karşısında Türk Milleti, bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin, adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.

Başlarına geçebilmiş olan Haris serdarlar, Türk milletince, karışık cahil hocalar ağzıyla, ateş ve arayı ile müthiş bir muamma halinde kalan, din'i, hırs ve siyasetlerine alet ittihar ettiler.

Bir taraftan Araplar zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan avrupada, Allah kelimesinin ilahî parolası altında, hıristiyan milletlerin idareleri altına geçtiler.
Fakat onların dinlerine ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler.

Ne onları ümmetleri yaptılar ne onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar.
Mısırda belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler.
Hırkasıdır diye yalan bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular halife oldular.

2/1