Tevfik Erarslan

@tvfker
981 Followers
633 Following
1.6K Posts
Retrofütürist, Subtitle Engineer minor in Animal Anthropology at SJSU Dünyamızda hayvanlar insanlar kadar hak sahibidir. Smooth Caz karşıtı hareket engellenemez
BLUESKYhttps://bsky.app/profile/tvfker.bsky.social
LETTERBOXDhttps://letterboxd.com/Tevfiker/
TWITTERhttps://twitter.com/tvfker

İş arayan, başvurular yapan, mülakatlara giden işsiz bir adamın kafasında sonunda küçük ama karanlık bir ampul yanar ve daha kestirme, daha rahatsız edici ihtimaller aklına gelir.

Ekonomik belirsizliğin sürdüğü bir dönemde, yapmak istemediği eylemleri yapmak zorunda kalan ve ailesinin iyiliği için ahlakını feda eden çaresiz bir adam üzerinden orta sınıfın çöküşünü konu alan kara komedi unsurunun eksik olmadığı bir film.

NO OTHER CHOICE (2025)
by Park Chan-wook
Devamı: https://boxd.it/dQ8IcD

A ★★★½ review of No Other Choice (2025)

Yıllarca çalıştığı kağıt şirketinden bir gün ansızın kovulan iki çocuklu iki köpekli evli bir adamın, beklenmedik bir işsizlikle rahat hayatının aniden rayından çıkmasının hikayesi. İş arayan, başvurular yapan, mülakatlara giden işsiz bir adamın kafasında sonunda küçük ama karanlık bir ampul yanıyor: Rakip yoksa rekabet de yoktur. Ekonomik belirsizliğin hüküm sürdüğü bir dönemde, yapmak istemediği eylemleri yapmak zorunda kalan ve ailesinin iyiliği için ahlakını feda eden çaresiz bir adam üzerinden orta sınıfın çöküşünü konu alan kara komedi unsurunun eksik olmadığı bir film. Sonuçta bu bir Park Chan-wook filmi. Yani her şey kendine has, karanlık, ironik ve "bu kadar da olmaz ama

İzlediğim son dört film, hepsi içinde en kritik anda çay koymaya giden bir baba olan filmler.
#lastfourwatched #letterboxdfriday #letterboxd

Dünyaya çarparak büyük bir hasara neden olacağı düşünülen bir kuyruklu yıldızın yol açtığı kaosun hikayesi.

Yaklaşan bir felaket ve hayatta alma mücadelesi konusuna sahip senaryo, benzerlerini gördüğünüz türden olmasına rağmen oyunculuklar, müzik ve görseller fena değil.

GREENLAND (2020)
Director: Ric Roman Waugh
Devamı: https://boxd.it/dN7zBF

A ★★★ review of Greenland (2020)

Dünyaya çarparak büyük bir hasara neden olacağı düşünülen bir kuyruklu yıldızın yol açtığı kaosun hikayesi. Yaklaşan bir felaket ve hayatta alma mücadelesi konusuna sahip senaryo, benzerlerini gördüğünüz türden olmasına rağmen oyunculuklar, müzik ve görseller fena değil.

Peter Ustinov’un Poirot’yu canlandırdığı seriden seyretmesi keyifli filmde yine zenginlerin dünyasına dalıyoruz, tabi ki uşak da var.

Bu sefer Meksika'da Acapulco'da geçen Agatha Christie’nin polisiye bulmacasında Tony Curtis dokunuşu da renk katıyor.

MURDER IN THREE ACTS (1986)
by Gary Nelson
Devamı: https://boxd.it/dN7f3N

A ★★★ review of Murder in Three Acts (1986)

Peter Ustinov’un Poirot’yu canlandırdığı seriden seyretmesi keyifli filmde yine zenginlerin dünyasına dalıyoruz, tabi ki uşak da var. Bu sefer Meksika'da Acapulco'da geçen Agatha Christie’nin polisiye bulmacasında Tony Curtis dokunuşu da renk katıyor. MURDER IN THREE ACTS (1986) by Gary Nelson

Davetlilerin bir gizem oyunun yarışmacıları olacağı bir İngiliz malikanesinde başlayan bir polisiye.

Agatha Christie’nin aynı adlı öyküsünün başarılı uyarlaması, yağmurlu bir günün akşamı için ideal.

DEAD MAN'S FOLLY (1986)
by Clive Donner
Devamı: https://boxd.it/dN73hX

A ★★★ review of Dead Man's Folly (1986)

Davetlilerin bir gizem oyunun yarışmacıları olacağı bir İngiliz malikanesinde başlayan bir polisiye. Agatha Christie’nin aynı adlı öyküsünün başarılı uyarlaması, yağmurlu bir günün akşamı için ideal.

Ünlü Belçikalı dedektif Hercule Poirot'nun bir talk şov programına katılmasıyla başlayan televizyon için yapılmış, yaş sınırı olmayan, ancak son derece keyifli bir polisiye.

Agatha Christie'nin 30'larda yazdığı bir romanı 80'lerin ortalarına uyarlamakta bir hayli başarılı olan filme Faye Dunaway o muhteşem ışıltısıyla katkı sağlarken genç Bill Nighy'yi görmek de şaşırtıcı oldu.

THIRTEEN AT DINNER (1985)
by Lou Antonio
Devam: https://boxd.it/dN6LHj

A ★★★ review of Thirteen at Dinner (1985)

Ünlü Belçikalı dedektif Hercule Poirot'nun bir talk şov programına katılmasıyla başlayan televizyon için yapılmış, yaş sınırı olmayan, ancak son derece keyifli bir polisiye. Agatha Christie'nin 30'larda yazdığı bir romanı 80'lerin ortalarına uyarlamakta bir hayli başarılı olan filme Faye Dunaway o muhteşem ışıltısıyla katkı sağlarken genç Bill Nighy'yi görmek de şaşırtıcı oldu.

Gurme korkucular iyi bilir, izlerken baştan sona kendinizi rahatsız, tekinsiz hissettiren, her an tetikte bekleten tek bir oyuncu kim deseler, verilecek cevap bellidir: Oliver Reed.

Öfkesini serbest bırakması ve bu öfkeyi bedeninden fiziksel olarak atması için psikoplazmik adı verilen radikal ve tartışmalı bir psikiyatrik tedavi uygulayan bir doktorun yol açtığı olaylar, olaylar ve olaylar.

THE BROOD (1979)
Director: David Cronenberg
Cinematography by Mark Irwin
Devamı: https://boxd.it/dN1aKF

A ★★★½ review of The Brood (1979)

Gurme korkucular iyi bilir, izlerken baştan sona kendinizi rahatsız, tekinsiz hissettiren, her an tetikte bekleten tek bir oyuncu kim deseler, verilecek cevap bellidir: Oliver Reed. Bir alternatif terapi merkezinde tedavi gören karısının, kızlarına fiziksel şiddet uyguladığından şüphelenen bir babanın hikayesi. Öfkesini serbest bırakması ve bu öfkeyi bedeninden fiziksel olarak atması için psikoplazmik adı verilen radikal ve tartışmalı bir psikiyatrik tedavi uygulayan bir doktorun yol açtığı olaylar, olaylar ve olaylar. Çekimleri sırasında boşanma sürecinde olan ve (eğer varsa böyle bir tür) bedensel dönüşüm korku alt türünün büyük ustası Cronenberg 'in bu oldukça kişisel bir filmi, tüm tipik Cronenberg motiflerini barındırmanın yanı

Mussolini İtalya’sında, ideolojiden çok sosyal çevresine uyum sağlamak için faşizme yaklaşan, artık bitmiş bir aristokrasinin içinden gelen genç bir devlet görevlisi, Paris’e uzanan gizli bir görevde rejimle olduğu kadar kendi geçmişiyle de yüzleşir.

Olay örgüsünü doğrusal olmayan biçimde ilerleten film, 1930’lar Avrupa’sını aynı anda hem gerçek hem de gerçeküstü hissi veren, benzersiz bir atmosferle tasvir ediyor.

THE CONFORMIST (1970)
by Bernardo Bertolucci
Devamı: https://boxd.it/dMajgD

A ★★★★ review of The Conformist (1970)

1930’larda, faşizmin gündelik hayata yerleştiği zamanlarda, balayı için Paris’e giden genç bir İtalyan'ın otel odasından ayrılmasıyla başlayan bir hikaye. Mussolini İtalya’sında, ideolojiden çok sosyal çevresine uyum sağlama ihtiyacıyla faşizme yaklaşan, artık bitmiş bir aristokrasinin içinden gelen genç bir devlet görevlisi, Paris’e uzanan gizli bir görevle rejimle olduğu kadar kendi geçmişiyle de yüzleşir. Sınıfsal konforun sağladığı güvenlik hissiyle ahlaki kaçış arasında dolaşan film, yer yer sürreal bir tona kayarken, Mussolini İtalya’sında gündelik hayatta görülen bürokratik alışkanlıklar ve sosyal ritüeller üzerinden ideolojiyi bir dekor değil, kişilerin duygu ve davranışlarını biçimlendiren bir baskı aracı olarak ele alır. Olay örgüsünü doğrusal olmayan bir biçimde

Bir Stephen King uyarlamasını izlemeye başladığınızda, genellikle canavarlar, gizem ya da en azından bir tür gerilim bekliyorsunuzdur. Baştan söyleyeyim bu filmde bunların hiçbiri yok.

Üç bölüme ayrılmış ve üçüncü bölümle başlayıp geriye doğru giden film, depremlerin neden olduğu panik havası içinde internetin kesik olduğu adeta bir distopya gibi başlıyor.
#TVPlus

THE LIFE OF CHUCK (2024)
Director: Mike Flanagan
Cinematography by Eben Bolter
Devamı: https://boxd.it/dLkHOZ

A ★★★★ review of The Life of Chuck (2024)

Bir Stephen King uyarlamasını izlemeye başladığınızda, genellikle canavarlar, gizem ya da en azından bir tür gerilim bekliyorsunuzdur. Baştan söyleyeyim bu filmde bunların hiçbiri yok. Üç bölüme ayrılmış ve üçüncü bölümle başlayıp geriye doğru giden film, depremlerin neden olduğu panik havası içinde internetin kesik olduğu adeta bir distopya gibi başlıyor. Filmde iki dans sahnesi var, özellikte sokaktaki performans efsanevi Fred Astaire ve Ginger Rogers çiftini aratmayacak kadar başarılı ve estetik olan filmin genelini de düşündüğümüzde niye Oscar alamadığını belki benim gibi kendinize sorabilirsiniz. Bunun sebebi adları korku filmleriyle marka haline gelmiş yönetmen Mike Flanagan ve yazar Stephen King'in varlıkları olabilir. Her

Gece geç saatlerde köpeğini gezdirirken istemeden bir cinayete tanık olan sıradan bir adamın yanlış zamanda yanlış yerde bulunmasının hikayesi.

Kısa süresi boyunca birden fazla şaşırtıcı olay örgüsü sunmakla kalmayıp, gerçekçi ve tuhaf karakterlerden oluşan bir galeriyi de gözler önüne seren olağanüstü film noir, şimdiye kadar gördüğü muameleden daha iyisini hak ediyor.

WOMAN ON THE RUN (1950)
Director: Norman Foster
Cinematography by Hal Mohr
Devamı: https://boxd.it/dJj72P

A ★★★★ review of Woman on the Run (1950)

Gece geç saatlerde köpeğini gezdirirken istemeden bir cinayete tanık olan sıradan bir adamın yanlış zamanda yanlış yerde bulunmasının hikayesi. Yaklaşan bir davada bir gangster aleyhine tanıklık yapacak bir kişinin öldürülüşünü tesadüfen gören bir adamın polis ya da katil ona ulaşmadan bulmaya çalışan karısının aynı zamanda bir zamanlar paylaştıkları kayıp aşkı bulmak için çıktığı yolculuk. Kısa süresi boyunca birden fazla şaşırtıcı olay örgüsü sunmakla kalmayıp, gerçekçi ve tuhaf karakterlerden oluşan bir galeriyi de gözler önüne seren olağanüstü film noir, şimdiye kadar gördüğü muameleden daha iyisini hak ediyor. Başta belki de en iyi rollerinden birinde çivi gibi sert Ann Sheridan olmak üzere,