Dışarıdaki alkışların gürültüsünde kaybolan, içindeki sessiz kuyuyu kurutur. Oysa hakikat, ancak kendi yansımasına bakanın suyunda belirir.
Dışarıdaki alkışların gürültüsünde kaybolan, içindeki sessiz kuyuyu kurutur. Oysa hakikat, ancak kendi yansımasına bakanın suyunda belirir.
“Bütün hakikat yoktur; hakikatler çoğu zaman yarımdır.”
— Alfred North Whitehead
Hakikat arayışı, kesinlik gösterisi değil; dikkatli fikir emeğidir.
Küçük insan, dış dünyanın gürültüsünde yankı arar; bilge ise kendi içindeki sessizlikte hakikati bulur. Zira kuyu ne kadar derinse, yansıttığı gökyüzü o kadar berrak olur.
Küçük insan, dışının parlaklığına aldanır; oysa bilge, ruhunun aynasında hakikati arar. Zira kökleri derinde olmayanın meyvesi, rüzgarın oyuncağıdır.
Küçük insan, zihnini gürültüyle doldurur, sanır ki fırtına dinince hakikat belirecek. Oysa bilge, içindeki durgun suya bakar; orada her şeyin yansıması berraktır.
Dışarının gürültüsüyle çalkalanan su, hiçbir şeyi net yansıtmaz. İçinin dinginliğini bulan bilge, hakikatin suretini kendi aynasında görür.